Etiket: CEZA HUKUKU

GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

Güveni Kötüye Kullanma Suçu: “Güveni kötüye kullanma” suçu TCK’nın 155. maddesinde; “(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkâr eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlemiş, maddenin gerekçesinde de; “Bu suçla mülkiyetin korunması amaçlanmaktadır. Ancak, söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen kişi (fail) arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Bu ilişkinin gereği olarak taraflar arasında mevcut olan güvenin korunması gerekmektedir. Bu mülahazalarla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar, cezai yaptırım altına alınmıştır. Suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekir. Bu nedenle, güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için hukuken geçerli bir sözleşme varlığı gereklidir” açıklaması yapılmıştır.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere kanun koyucu tarafından mülkiyetin korunması amacıyla getirilen güveni kötüye kullanma suçu, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan taşınır veya taşınmaz bir mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkâr edilmesiyle oluşmaktadır. TCK’nın 155. maddesinde sözü edilen zilyetlik kavramı 4721 sayılı Medeni Kanunumuzun 973. maddesinde; “Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” şeklinde açıklanmış, Asli ve fer’i zilyetlik ise aynı Kanun’un 974. maddesinde; “Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur. Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri fer’î zilyettir” biçiminde tanımlanmıştır. Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Söz konusu suçun oluşabilmesi için eşya üzerinde mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalı ve bu hukuki ilişkinin gereği olarak taraflar arasında oluşan güvenin korunması gerekmektedir. Bu amaçla, eşya üzerinde mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar ve devir olgusunu inkâr kanun koyucu tarafından cezai yaptırım altına alınmıştır. Eğer mülkiyet hakkına sahip olan kişi ile lehine zilyetlik tesis edilen fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne uygun bir teslim olmayacağı için güveni kötüye kullanma suçu da oluşmayacaktır. Zira, hukuksal anlamda geçerli bir sözleşmeden söz edilebilmesi için tarafların iradelerinin aldatılmamış olması gerekmektedir. Bu suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde ise, daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâli sözkonusu olacaktır.

Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanma Suçlarının Farkları:

a-) Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi belirli biçimde kullanılmak için hukuka, yöntemlere uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edildiği halde, dolandırıcılık suçunda hileli davranışlar kullanılarak sakatlanmış, özgür olmayan bir iradeye dayanmaktadır.

b-) Dolandırıcılık suçunda, haksız çıkarın sağlanması dolayısıyla suç tamamlanmaktadır. Suçun oluştuğu an, çıkarın sağlandığı, zararın verildiği andır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, suçun oluştuğu an, kanunda öngörülen “zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma veya bu devir olgusunu inkâr” gibi seçimlik hareketlerin gerçekleştiği an olup, bu âna kadar gerçekleşen eylemler suç oluşturmaz.

c-) Dolandırıcılık suçunda başlangıçta oluşan bir kast bulunmaktadır. Zilyetliğin hileli davranışlar kullanılarak elde edilmesi, bu suçta malın teslimi öncesi kast bulunduğunu ortaya koymaktadır. Güveni kötüye kullanma suçunda ise, sonradan oluşan bir kast söz konusudur. Mal fer’i zilyede belli amaçlar için tevdi edildikten sonra, iade edilmesi aşamasında malın tesliminden sonra kast oluşmaktadır. Kast öğesi olaysal olarak değerlendirilmeli, fail veya faillerin durumu, mağdurla olan ilişki ve olayın özellikleri ayrı ayrı nazara alınıp sonuca varılmalıdır.

Nitekim Ceza Genel Kurulunun 24.09.2013 gün ve 1358-389, 04.06.2013 gün ve 1353-287 ile 19.02.2013 gün ve 1379-60 sayılı kararlarında da benzer hususlara işaret edilmiştir.

Ceza hukukunda, bu alanda uzmanlaşmış bir ceza avukatından profesyonel destek almanın önemi büyüktür. Zira haklıyken haksız duruma düşmek, mağdurken hak kaybına uğramak veya haksız bir durumdan kaynaklı olarak sanık sıfatına haiz olup haksız şekilde ceza almak işten bile değildir. Ceza hukuku, içinde yüzlerce teknik detay barındıran ve yoğun bilgi birikim ve tecrübe gerektiren bir alandır.

Avukat Burak Temizer- Burak Temizer Hukuk Bürosu- Nişantaşı Şişli İstanbul

UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ SUÇU, UYUŞTURUCU MADDE SATMA SUÇU

UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ SUÇU, UYUŞTURUCU MADDE SATMA SUÇU

Uyuşturucu madde ticareti suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi cezalandırılır. Bu ceza, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır.

Maddenin 3.fıkrasına göre ise uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi cezalandırılır. Ceza, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezasıdır. Aynı fıkranın son cümlesine göre ise uyuşturucu madde satılan kişinin çocuk olması halinde cezanın on beş yıldan az olmayacağı düzenlenmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.06.2004 tarihli 107-136 ile 06.03.2012 tarihli 387-75 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında kriterler belirlemiştir. Uyuşturucu madde bulundurmanın, kullanma maksadına yönelik olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması gereken, öğreti ile uygulamada da kabul görmüş kriterler aşağıdadır.

Yargıtay CGK’nın Satma-Kullanma-Bulundurma Ayrımında Belirlediği Kriterler

Birinci kriter, failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girip girmediğidir.

İkinci kriter, uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimidir. Kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde bulundurur. Örneğin, genellikle evinde veya işyerinde bulundurmaktadır. Buna karşın uyuşturucu ev veya işyerine uzakta, çıkarılıp alınması güç ve zaman gerektiren depo, mağara, gibi bir yere gizlenebilir. İşte bu durum uyuşturucunun kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösterebilir. Yine, uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması, her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması, uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin bulunması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.

Üçüncü kriter de, bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşit ve miktardır. Uyuşturucu madde kullanan kimse genelde bir ya da benzer etki gösteren iki değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar, amfetamin içeren tabletlerin birlikte bulundurulması bunların satmak amacıyla bulundurulduğunu gösterebilir. Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar, kişinin fiziksel-ruhsal yapısıyla uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine göre değişiklik gösterebilir. Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir.

Esrar kullanma alışkanlığı olanlar bu durumu göz önünde bulundururlar. Bu nedenle birkaç-aylık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri adli dosyalara yansıyan bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin olağan sayılan süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir. Buradan anlaşılacağı üzere uyuşturucu maddeyi satın alma, kabul etme, bulundurma eylemi kişisel kullanım amacıyla gerçekleştiriliyorsa bu durumda uyuşturucu madde ticareti suçu değil; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ( TCK m. 191) oluşacaktır.

Suçun Nitelikli Halleri

Maddenin 4.fıkrasında ceza artırımına ilişkin bir takım düzenlemeler bulunmaktadır. Buna göre;

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri veya bazmorfın olması halinde;

Üçüncü maddede düzenlenen uyuşturucu madde ticaretinin Okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılacaktır.

Uyuşturucu madde ticareti suçunun üç ya da daha fazla kişi tarafından işlenmesi halinde verilen ceza bir kat artırılacaktır.

Üretimi resmi makamların iznine, satışı yetkili-tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan uyuşturucu veya uyarıcı maddeler de bu suçun konusunu oluşturur. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.

Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmî makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi cezalandırılır. Bu ceza, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezasıdır.

Uyuşturucu madde ticareti suçunun tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.

Hukuk büromuz, ceza hukukunda edindiği tecrübe ile acele ve en doğru çözümleri sizler için alacaktır.

Uyuşturucu madde satmayla ilgili bir suç kapsamında davanız varsa tarafımıza ulaşmanız halinde sizlere en makul ve acele çözümleri sunacağız.

KAYNAK : Burak Temizer Hukuk Bürosu

BASIN SUÇLARININ ÇEŞİTLERİ

Basın Suçlarının Çeşitleri

Basın Kanunu’ndaki düzenlemelerden hareketle basın suçu olarak adlandırılabilecek suçları; “basılmış eserin içeriğine ilişkin suçlar” ve “basın düzenine karşı suçlar” başlıkları altında inceleyebiliriz.

1.Basılmış Eserin İçeriğine İlişkin Suçlar

Basılmış eserin içeriğine ilişkin suçların oluşması için, basılmış eserin varlığı zorunlu unsurdur. Basın Kanunu’nun 2. maddesinde “basılmış eser”: “Yayımlanmak üzere her türlü basım araçları ile basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınlarını ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Kanun’daki bu tanımdan hareketle doktrinde, basılmış eserin mevcudiyeti için; objektif koşullar olarak, eserin düşünsel içeriği ile maddi varlığının bulunması ve sübjektif koşul olarak, eserin yayımlanmak üzere çoğaltılması gerektiği kabul edilmektedir. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Cezai sorumluluk” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Basılmış eserler yoluyla işlenen suç yayım anında oluşur.” ifadesi nedeniyle, basın hukukunda ceza sorumluluğuna ilişkin düzenlemeleri değerlendirmeye geçmeden önce, basılmış eserler yoluyla işlenen suçları ve bu suçlara özgü unsurları incelememiz gerekir. Basılmış eserin içeriğine ilişkin olarak işlenebilecek suçlar; dar anlamda basın suçları ile basın yoluyla işlenen suçlar şeklinde bir tasnife tabi tutulabilir.

1.1.Dar Anlamda Basın Suçları

Dar anlamda basın suçları, ceza kanunlarında yer alan genel suçların dışında kalan, başka bir araçla işlendiğinde cezalandırılmayan, yalnızca basılmış eserle işlenebilen suçlardır. “Sırf basın suçu” olarak da  adlandırılan bu suçların özelliği; sadece basının araç olarak kabul edilmesi ve başka bir şekilde gerçekleşecek aleniyetin bu suçların oluşumu bakımından yeterli olmamasıdır. Dar anlamda basılmış eserin içeriğine ilişkin suçlardan ilki Basın Kanunu’nun “Cinsel saldırı, cinayet ve intihara özendirme” başlıklı 20. maddesidir. Bu maddede; cinsel saldırı, cinayet ve intihar olayları hakkında, haber vermenin sınırlarını aşan ve okuyucuyu bu tür fiillere özendirebilecek nitelikte olan yazı ve resim yayımlayanların adli para cezasıyla cezalandırılacağı, bu cezanın bölgesel süreli yayınlarda ve yaygın süreli yayınlarda belirli bir sınırın altında olamayacağı düzenlenmiştir. Bu başlık altında inceleyeceğimiz diğer suç tipi ise Basın Kanunu’nun “Kimliğin açıklanmaması” başlıklı 21. maddesidir. Zikredilen maddede; süreli yayınlarda yer alan, Türk Medeni Kanunu’na göre evlenmeleri yasaklanmış olan kimseler arasındaki cinsel ilişkiyle ilgili haberlerde bu kişilerin, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin haberlerde mağdurların ve tüm suçlar açısından onsekiz yaşından küçük olan suç faili veya mağdurlarının kimliklerini açıklayacak ya da tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapanların adli para cezası ile cezalandırılacağı, bu cezanın bölgesel süreli yayınlarda ve yaygın süreli yayınlarda belirli bir sınırın altında olamayacağı düzenlenmiştir.

1.2.Basın Yoluyla İşlenen Suçlar Basın yoluyla işlenen suçlar;

Başka herhangi bir yolla, her türlü araçla işlenmesi imkânı bulunan suçların, basılmış eserin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi anlamına gelir. Bu suçlarda söz konusu olan basılmış eserin fiziki varlığının araç olarak kullanılması değil, basılmış eserin düşünsel içeriğinin araç olarak kullanılması suretiyle suçun işlenmesidir. Bahse konu suçlar genellikle ceza kanunlarında yer alan suç tiplerinde fiilin basın yoluyla işlenmesinin nitelikli hal olarak düzenlendiği suçlardır.

Türk Ceza Kanunu’nun 218. maddesinde yer alan, bu Kanun’un 213 ilâ 217. maddeleri arasında düzenlenen suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek cezanın yarı oranına kadar artırılması yönündeki düzenleme; Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesinde yer alan, örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapma suçunun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek cezanın yarı oranında artırılması yönündeki düzenleme; Türk Ceza Kanunu’nun 318. maddesinde yer alan “Halkı askerlikten soğutma” suçunun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılma yönündeki düzenleme, basın yoluyla işlenen suçlara örnek olarak gösterilebilir

2.Basın Düzenine Karşı Suçlar

Basın Kanunu’nda, basılmış eserin içeriği ile ilgili olmayan, Kanun’un basın faaliyetinin yürütülmesi konusunda koyduğu kurallara ve yüklediği yükümlülüklere aykırı davranışlardan kaynaklanan, basının idari düzeninin sağlanması maksadına hizmet eden, çoğunlukla yayına bağlı olmaksızın gerçekleşen suçlar da yer almaktadır. Basının yayın öncesi, yayın sırasındaki ve yayından sonraki düzeninin korunması ile ilgili olan bu suçlar; “basın düzenine karşı suçlar” olarak adlandırılmaktadır. Örneğin; Basın Kanunu’na göre, beyanname vermeden süreli yayın faaliyetine başlama, gerçeğe aykırı beyanname verme ve Kanun’un aradığı şartları taşımayanların süreli yayın çıkarmaları, basının yayın öncesi düzenine karşı suçlardır. Basılmış eserin basıldığı yer ve tarih, basımcının ve varsa yayımcının adları, varsa ticarî unvanları ve işyeri adresleri gibi bilgileri içermesi yükümlülüğüne uyulmaması yayın sırasındaki düzene, basımcının, bastığı her türlü yayının imzalı iki nüshasını, dağıtım veya yayımın yapıldığı gün, mahallin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim etmemesi de yayın sonrası düzene karşı suçlardır.

Basın ve Medya Hukuku alanı üstünde uzmanlaşılması gereken bir alan olup bu konuda ofisimiz gerek gerçek gerek de tüzel kişi müvekkillerine hizmet vermektedir.

Av. Burak Temizer- Burak Temizer Hukuk Bürosu- Nişantaşı Şişli İstanbul

YASADIŞI BAHİS OYNANMASI İÇİN BANKA HESABINI KULLANDIRMAK

Yasadışı Bahis İçin Banka Hesabı Kullandırmak Suç Mu?

Yasadışı bahis, Türkiye Cumhuriyeti’nde 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında suç olarak tanımlanmıştır. Bu kanuna göre, yasa dışı bahis oynatma, oynanmasına yer ve imkan sağlama, bahis oynamak için para transferi yapma ve bahis oynanmasına yönelik aracılık yapma suç olarak kabul edilmektedir.

Bu suçlardan biri de yasa dışı bahis için banka hesabı kullandırmaktır. Yasadışı bahis siteleri,Türkiye’de faaliyet gösteremediği için, para transferlerini gerçekleştirmek için genellikle üçüncü kişilerden yardım almaktadır. Bu kişiler, kendi banka hesaplarını yasa dışı bahis sitelerine kiralayarak, sitelerin para transferlerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmaktadır.

Yasadışı Bahis İçin Banka Hesabı Kullandırmak Suçtur

Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmak, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde düzenlenen “yasa dışı bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık etmek” suçunu oluşturmaktadır. Bu suç, 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmaktadır.


Yasadışı Bahis İçin Banka Hesabı Kullandırmanın Cezası

Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmaktan dolayı cezalandırılacak kişilerin hangi şartlarda cezalandırılacağı, suçun işleniş şekline ve failin kusur durumuna göre değişmektedir. Örneğin, yasa dışı bahis sitesinin sahibi veya yöneticisi tarafından banka hesabı kiralanan kişi, daha ağır bir ceza ile cezalandırılacaktır.

Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmaktan dolayı cezalandırılacak kişilerin cezaları şu şekildedir:

  • Yasa dışı bahis sitesinin sahibi veya yöneticisi tarafından banka hesabı kiralanan kişi: 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezası
  • Yasa dışı bahis sitesinin çalışanı tarafından banka hesabı kiralanan kişi: 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 3000 güne kadar adli para cezası
  • Yasa dışı bahis oynayan kişi tarafından banka hesabı kiralanan kişi: 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 2000 güne kadar adli para cezası

Yasadışı Bahis İçin Banka Hesabı Kullandırmanın Hukuki Sonuçları


Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmaktan dolayı cezalandırılan kişilerin, aşağıdaki hukuki sonuçlarla karşı karşıya kalmaları mümkündür:

  • Hapis cezası: Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmaktan dolayı cezalandırılan kişilere,3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilmektedir.
  • Adli para cezası: Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmaktan dolayı cezalandırılankişilere, ayrıca 5000 güne kadar adli para cezası da verilmektedir.
  • Adli sicil kaydı: Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmaktan dolayı cezalandırılankişilerin, adli sicil kayıtlarına bu suç işledikleri bilgisi işlenmektedir.
  • Banka hesabının kapatılması: Yasadışı bahis için banka hesabı kullanan kişilerin bankahesapları, bankalar tarafından kapatılmaktadır.
  • Banka hesabının iptali: Yasadışı bahis için banka hesabı kullanan kişilerin banka hesapları,mahkeme kararı ile iptal edilebilmektedir.


Yasadışı Bahis İçin Banka Hesabı Kullandırmanın Önlenmesi

Yasadışı bahis için banka hesabı kullandırmak, ciddi hukuki sonuçlara yol açabilecek bir suçtur. Bu suçun önlenmesi için, aşağıdaki önlemler alınabilir:

  • Bankalara yönelik denetimlerin artırılması: Bankaların, yasa dışı bahis için banka hesabıkullanan kişileri tespit etmek için gerekli denetimleri yapması sağlanmalıdır.
  • Kamuoyunun bilgilendirilmesi: Yasadışı bahis için banka hesabı kullanmanın suç olduğukonusunda kamuoyu bilgilendirilmelidir.
  • Eğitim verilmesi: Yasal yollarla para kazanmanın önemi konusunda eğitim verilmelidir.

Yasadışı bahis sitelerine kısa vadede kazanç gayesiyle banka hesaplarınızı kullandırmış ve ardından savcılıklar nezdinde şüpheli veya ceza davalarında sanık sıfatına haiz olmuş olabilirsiniz. Gerek soruşturma gerekse de dava sırasında yapacağınız savunmalar için mutlaka alanında yetkin bir iyi bir ceza avukatından yardım almanızı öneririz. 

KAYNAK : Burak Temizer Hukuk Bürosu

 

ceza avukatı, iyi ceza avukatı, en iyi ceza avukatı, ceza hukuku, avukat, iyi avukat, avukat bul, ceza davası için avukat, nişantaşı avukat